Istanbul Efendisi Ardiyesi
  Karışık Faniler: Cinciler, Büyücüler
 

KAYNAK: Osmanlı Adet Merasim ve Tabirleri-Abdülaziz Bey/ TARİH VAKFI YURT YAY. İST 1995

Perilerle ilişki sağlamış, ya da diğer bir deyişle “onlara karışmış” olanlar aracılığıyla periler davet edilir, hastalığın sebebi, tedavisi, perilerin tasullutundan kurtulma çareleri sorulur, onlardan yapılması gerekenleri, tedavi yollarını tarif etmeleri istenirdi. Böyle perilerin eline geçtikleri vehmine kapılarak maneviyatı bozulanların baş vurdukları  karışık kadınların çoğu zenciydi. Aralarında yerliler ve taşradan gelenler de vardı. Bunlara da başvurulmakla beraber diğerleriyle aralarında çok fark vardı. O zamanki inanışa göre zenci olmayanlar özellikle lohusalıkları sırasında nasılsa perilere karışmışlar veya periler bunları çok sevdikleri için aralarına almışlardı.

Böyle bakıcılık, büyücülük, nushacılık yapanlar Sudan ahalisinden olan zencilerden ve Mağrip ve civar ahalisindendi.

Karışıklardan birisine “benim için cinleri davet et” denirse, peri ve cinin birbirinden farklı olduğunu kabul ettiklerinden, “bizim cinlerle ilişkimiz yok” derken onlar için periden başka bir de cin olduğunu göstermek isterlerdi.

            “Baş alarak” perileri davet edip toplamak, sorular sorup onlardan fikir almak, açıklama istemek, başvuran hastayı tütsüye koymak ve senede bir defa da, bütün zencileri “ota koymak”  bu kadınların işidir. “Baş alıp” sorgu ve açıklamada bulunulacağı zaman, bir kap içine koyduğu şeylere bakarak tütsüye başlarken, alnına düz kırmızı yemeniden kendi tabirleriyle “kaşbastı çatar” ve odanın ortasına bağdaş kurup oturur, yerleri sıvazlayarak, zaman zaman acayip sesler çıkarır, garip tavırlar alır, ikide bir diz üstü kalkıp ve hızla dizlerini yere vurup sıçrayarak yine elleriyle yerleri sıvar, ağzından köpükler saçar, bir takım manasız sözlerle perileri çağırır, konu hakkında onlardan açıklama ister. Sorulan konu hastalık ise, “bu hasta iyi saatte olsunlar’ın şerrine uğramış, ya olmadık bir yere basmış, tekin olmayan bir gecede abdest bozmuş… gibi sebepler uydurur. Adamın hali vakti yerinde ise, iş büyüye dökülür,  “Kurtulmak için perileri, gerekirse padişahlarını ve yolu bulunabilirse, Rüküş Hanım’ı da çağırıp çareyi onlardan yalvararak soracağız, ne derlerse ona göre hareket edeceğiz” gibi laflar eder, kan ter içinde garip tavırlar takınıp ızdıraplı hareketler yaparlardı. Şahsın para durumuna göre ya hiç beyazı bulunmayan kapkara bir koyun ya da kapkara bir horoz kesilirdi. Ayrıca tütsü için bir miktar amber ile öd ağacı gibi bazı malzeme yanı sıra bir ila iki kıyye kırmızı şerbetlik şeker, nusha yazmak için misk ve safran istenirdi. Bunlar yerine getirildikten sonra, cinleri davet edip ricada bulunmaya karar vererek, adamın dayanabileceği kadar parasını sızdırır ve nihayet yapılması mümkün olmayan bir çare tavsiye eder.     

 
  Bugün 1 ziyaretçi (35 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=