Istanbul Efendisi Ardiyesi
  KİMİ YÖRELERDE HIDIRELLEZ
 

ÇORUM

 

BAYAT

   Bayat’ta 6 mayıs günü Hızır Aleyhisselam’ın yeryüzüne inmesi, bolluk ve bereketi getirmesi nedeniyle hıdrellez kutlamaları yapılmaktadır. Bunun için önceden fazla bir hazırlık yapılmaz.Gidilen belli bir yer yoktur.Yeşillik ve yüksekçe yerlere gidilir.Erkekler ve kadınlar ayrı olarak kendi aralarında eğlenirler. Halaylar çekerler.Dini bir tören yoktur.

   İnanışalar-Uygulamalar

   Yeteri kadar eğlence yapılmaz ise o yıl fazla yağmur yağmayacağına inanılır.

   İSKİLİP

   İskilip’te eskiden beri Hızır Aleyhisselam’ın Hıdrellez günü gezdiğine ve gördüğü kişileri mükafatlandırdığına inanılır. Hıdrellez yazın müjdecisi olduğundan kutlanır.Bir gece öncesinden hazırlıklar yapılır.Yöresel yemek İskilip dolması yapılır.Eskiden bir yere gidilmezken şimdi Yivlik, Erenler, Çağıl, Elmabeli gibi yerlere gidilmektedir.Buralara kurulan salıncaklarda gençler sallanır,top oynar, ibadet edilir ve namaz kılınır.

   Eskiden genç kızlar bir gece önce yüzükleri ile kısmet yazılı kağıtları bir çömleğe koyarak gül dibine bırakırlar.Ertesi günde maniler ve türküler söyleyerek çömlekten kısmetlerini çekerlerdi.Şimdilerde ise değişik türlerden niyet çekmeler vardır.Örneğin papatya çekmek gibi.

   İnanış ve Uygulamalar

   -Erenler tepesindeki çeşmeden su getirilir, inanca göre bu suya geyik sütü karışmıştır şifa niyetiyle içilir.

   -Mal, mülk, servetin artması için dualar edilir.

   -Önceleri sahip olmak istenen şeylerin resimleri gül dallarının diplerine çizilirdi.Ertesi gün bu çizgiler bozulmamışsa bunlara sahip olunacağına inanılırdı.Kızar ata bindirilerek bahtının açılacağı söylenirdi.

 

   MECİTÖZÜ

   Hızır ve İlyas peygamberlerin yeryüzünde buluştukları gün hıdrellez günü olarak bilinir.Baharın ve yaz günlerinin müjdecisidir.Kutlamalar için Hıdırlık mahallesine,Geykoca barajı ve göletine ,Beyözü köyü ve çevredeki yeşillik yerlere gidilir.Börek, çörek, yaprak sarması ve kuru yemişlerle topluca piknik yapılır.Genç kızlar arasında maniler söylenir.

   İnanış ve Uygulamalar

   -Hızır’ın bolluk ve bereket getireceğine inanılır.

   -Hızır’ın uğrayacağı düşüncesi ile yemekler hazırlanarak üzeri açık bırakılır.

 

   OSMANCIK  

   Hazırlıklara bir ay önceden başlanır. Bahara uygun kıyafetler dikilir.Genç kızlar anlaşarak gruplar halinde aynı cins ve renkte elbiseler giyerler.Yaşlı kadınlar bir gün önceden yemekler,çörek, börek hazırlarlar, yaprak sarmaları yaparlar.

   6 Mayıs günü sabah erkenden hazırlıklar tamamlanarak Koyun Baba türbesine gidilir.Yaşlı kadınlar bu civarda kalır,genç kızlar buranın hemen yanındaki Arefet tepesine çıkarlar.Yaşlılarda semaverleri yakıp çay yapıp kahvaltıyı hazırlarlar.Gençler de gelince topluca kahvaltı yapılır.Daha sonra gençler top ,ip ,atlankaya oynarlar.Nişanlı olan kızlara oğlan evi tarafından kuzu dolması getirilip öğlene beraberce yenilir.Bu tür eğlenceler 3 gün sürer.

İnanışlar-Uygulamalar

   -Bolluk ve bereket olması için gül ağacının dibine para ve altın gömülür ve ya dışarıya bırakılır,Hızır Peygamberin ekinlere 5 Mayısı 6 Mayısa bağlayan gece kamçısını vurduğu ve o günden sonra ekinlerin büyüdüğüne inanılır.

   -Sahip olmak istedikleri şeyi 5 mayıs gecesi dua ederek  toprağa çizerler

   -Evlenecek kızlar oyuncak bebeğe gelinlik giydirip gül ağacının dibine;çocuğu olmayan kadınlar da oyuncak bebeği ağaca salıncak kurup içine yatırırlar.

   -Genç kızlar ve kadınlar arasında Koyun Baba türbesindeki dilek taşına niyet tutularak taş yapıştırılır.Taş uzaktan atılır,eğer yapışırsa dileğin kabul olacağına inanırlar.

   SUNGURLU  

   Hıdır ve İlyas isimli iki kardeşin isminden geldiğine inanılan Hıdrellezin menşeinin ;diğer ilçelerimizde olduğu gibi 6 mayıs günü buluştuklarına inanılmaktadır.

   Bir iki gün önceden hazırlıklara başlanır.Nişanlı kızlara elbise ve takılar alınır,kuzu süslenir ve kesilir.Tava çöreği, un helvası, pilav, tavuk gibi herkes bütçesine göre yiyecekler hazırlar.Kutlamalar için Kapıkaya çeşmesi civarına , bağlara ve istenilen yeşillik yerlere gidilir.Buralarda yenilip eğlenilir.Bu ilçemizde erkeklerde eğlencelere katılır ve kendi aralarında oynarlar ve halaylar çekerler.

   İnanışlar-Uygulamalar

   -Fincan içinden veya çömlek içine konulan yüzüklerin mani söylenerek çekilmesi adeti bu ilçemizde de vardır.

   -Neşeli olmak,yemek içmek,bol bol sarfiyat yapmanın uğur getireceğine inanılır.

   -Evi olmayanlar çay kenarına giderek taşları dizmek suretiyle bir eve sahip olmak dileğinde bulunurlar.

   Hıdrellezle ilgili bazı atasözü ve deyimler :

   -Hıdrellez kamçısını vurmayınca kapıda yatılmaz

   -Hıdrellez geldi yaz geldi

   -Hıdrellez gelse de baharı tatsak

 

ALACA

    Baharın müjdesi olan Hıdırellez Alaca’da  “EĞRİCE” olarak söylenmekte ise de bu ismin nereden geldiği bilinmemekte ve herhangi bir kaynakta bu isme rastlanmamaktadır. Tabiattaki canlanma ile Hıdırellez’in geldiği anlaşılmaktadır.

       Hıdırellezin kutlanması ile ilgili olarak özel hazırlıklar yapılmaz. Hıdırellez günü halk, akraba ve komşuları ile birlikte kırlara, yeşillik alanlara küçük topluluklar halinde gider. Piknik yapılır, çocuklar birdir bir oyun, mendil kapmaca oyunu gibi oyunlar oynayarak eğelenirler.

NİĞDE

Türk dünyasının hemen her yerinde olduğu gibi Niğde’de Hıdırellez kutlamaları mayıs ayının ilk haftasında başlar, ancak diğer bölgelerden farklı olarak bu kutlamalar Niğde’de bir ay boyunca devam eder. İşte bu kutlamalara Cumalar adı verilir. Bu adın verilmesinin iki sebebi olabilir. Birincisi eskiden tatil günü Cuma günüydü. Hıdırellez eğlenceleri bu günde yapıldığından kutlamalar bu isimle anılmış olabilir. İkincisi ise Arapça bir kelime olan cem‘ kelimesinden gelmiş olabilir. Türkçede cem‘ sözcüğü toplanmak, bir araya gelmek karşılığında kullanılır. Her iki görüşte aslında aynıdır. Çünkü Cuma da cem‘ kelimesinden oluşturulmuş bir kelimedir. Cuma da toplanmak, bir araya gelmek anlamındadır. Daha sonra tatil günü Cuma’dan Pazar’a alınınca bu gelenek Pazarları devam etmiş, ama ismi genel anlamda Cumalar olarak kalmıştır.

Niğde'de Mayıs ayı Cumalar günüdür. Mayıs ayının ilk Pazar günü Kayardı Cuması, ikinci Pazar Tepeviran Cuması, üçüncü Pazar Kırbağları Cuması (bu Cuma bazen 19 Mayıs Bayramı ile birleştirilerek kutlanır) (KŞ 2), dördüncü Pazar Tepe Cuması olarak kutlanır. 15 Haziran'da Eskigümüş kasabasındaki Kiraz Cumasıyıla cumalar son bulur (KŞ 1, KŞ 2).

Kayardı Cuması kutlamalarında seçilen yerler arasında Ömerler çayırı, Paşabağlarındaki çayırlık veya orta Kayardı’nda bir mekân sayılabilir. Bunların dışında bağı ve bahçesi olanlar kendi bağ ve bahçesini kutlama alanı olarak seçerler. Bu bağ ve bahçe sahipleri tanıdıklarını davet ederler. Cumayı dostlarıyla eğlenerek, yiyip içerek geçirirler. Bu bir anlamda baharın tazeliğinden, suyundan pay almadır. Kayardı Cumasında daha çok bağ ve bahçelerde kutlamalar olur. Bağı bahçesi olmayanlarda yukarda sıraladığımız mekânları seçerler.

Birkaç gün öncesinden Kayardı Cuması Hıdırellez kutlamaları için çeşitli hazırlıklar yapılır. Bu hazırlılar içerisinde ilk olarak evler temizlenir. Kutlamalarda yenilecek yiyecek ve içecekler özenle hazırlanır. Kutlama esnasında gerekli olan her şey eksiksiz hazırlanır. Bu hazırlıklar tamamlandıktan sonra arabası olan kendi arabasıyla arabası olmayan kiraladıkları at arabasıyla malzemelerini kutlama alanına veya bağ, bahçeye götürür. Kutlama alanı veya bağ bahçe bir gün öncesinde temizlenip kutlamaya hazır hâle getirilir. Akşama kadar yenilip içilip eğlenilir. Akşamın karanlığında şehirdeki evlere geri dönülür (KŞ 1, KŞ 2).

Cumalar içerisinde en gösterişli ve eğlencesi bol olan Tepeviran Cuması’dır. Tepeviran, şimdiki İmam Hatip Lisesi’nin arka kısmında kuzeyde bulunan mevkiye verilen addır. Hem şehre yakın olması hem de Dalav ya da Cazurucumbaz denilen bir oyunun oynanması bu cumayı diğerlerinden farklı olmasını sağlar. Yine Kayardı Cumasında olduğu gibi bir gün öncesinde hazırlıklar yapılır, şenlik sırasında yenilecek yiyecekler bir sepete konur. Ertesi gün erkenden kalkılıp kutlama alanına gidilir. Kutlama alanında çeşitli seyyar satıcılar bulunur, bu satıcılar şenliğe ayrı bir güzellik katar.

Dalav oyununun mekanizması şu şekildedir: 1.5 metre boyunda bilek kalınlığında bir kazık şenlik alanının ortasında otuz-kırk santim kadar yere gömülür. Bu kazık üzerine ortası oyulmuş hezen adı verilen uzun bir ağaç yerleştirilir. Böylece Dalav hazır hâle gelmiş olur. Bu hezenin çukur yerine kömür ya da zerdali çekirdeği dövülerek macun hâlinde getirilip sürülür. Bu hezenin hem daha kolay dönmesini hem de dönerken gacu gucur ses çıkarmasını sağlar. Kazıkla hezen T şeklinde olur. Hezenin bir ucuna bir kişi karın bölgesi hezenin üzerine gelecek şekilde biner, diğer ucunda da bir başka kişi de karnını hezene dayayarak diğerinin peşinden yere çakılı ağaç etrafında cızırtılı bir şekilde dönerek eğlenirler. Bu olay hızlanarak devam eder. Kızlar, erkekler sıra bekleyerek ikişer kişi binmeye çalışır (KŞ 1,KŞ 2). Kızlı erkekli oynanması evlilik çağına gelmiş delikanlılar ve kızlar birbirlerini görüp beğenmelerini sağlar ki bu Cumayı takip eden günlerde birçok genç kız ve delikanlının düğünleri olur. Bu da Cumalara ayrı bir güzellik katar (KŞ 2). Dalavın dışında güreş müsabakaları, yoğurt yeme, kaşık üzerinde ağızda yumurta taşıma, çuvalla yürüme, ip çekme ve güvercin taklası gibi yarışmalar düzenlenir (Öztürk 2008: 38). 

Mayısın üçüncü haftasının Pazar günü Kırbağları Cuması kutlanır. Cumanın kutlandığı yer bugün şehir stadının olduğu alandır. Etrafı kavaklarla çevrili bir mekândır. Kavaklar arası ailelerin yemek yediği, oturdukları yerdir. Özenle hazırlanan yiyecek sepetleri bu kavakların gölgesi altında yenilir. Özellikle aileler Kırbağları Cumasına bulgur pilavı, cacık ve tuzlu balık götürürler (KŞ 1 babasına tuzlu balığı niçin götürdüklerini sormuş ama babası hazırlıklarla uğraştığı için sorusuna cevap alamamıştır. Sonraki yıllarda tuzlu balığın Hz. Hızır’la ilgili olduğunu öğrenmiştir). Tepeviran Cumasında olduğu gibi bu alanda da kutlamalara gelen insanların birçok ihtiyacını karşılayan seyyar satıcılar bulunur. Dondurmacı ve gazozcunun sattığı soğuk yiyecek ve içecekler kutlamaya gelenlerin serinlemek için vazgeçilmezlerindendir. Burada çeşitli oyunlar oynanır. Çalgıcılar çalıp söyler. Kutlamalara gelenler de çalan müziğin ritmine uygun oyunlar oynar ve halay çekerler (KŞ 1). Ayrıca diğer Cumalarda olduğu gibi bu Cuma da evlilik çağına gelmiş gençlere kız beğenmede kadınlar için kaçırılmaz bir fırsattı (KŞ 2).

Mayıs ayının son cuması ise Tepe Cuması’dır. Cumalar içerisinde en fazla ilgi gösterileni ve en kalabalık olanı Tepe Cuması’dır. Cumanın kutlandığı yer bugün Sigorta Hastanesinin kuzeybatısına bulunan tepenin yanındaki çayırlık alandır. Niğde halkı akşamdan kutlamalar için hazırlık yapar. Bu hazırlık içerisinde kutlamalarda yenilecek yiyeceklerin konulduğu sepet önemlidir. Bu sepette ne ararsan bulunur. Sabah erkenden halk akın akın kutlama alanına gider. Tepeye giden yol çok dar olduğundan zaman zaman at arabası kazaları da olur. Büyükler öbek öbek toplanıp sohbet ederken çocuklar da geniş çayırlıkta gönüllerince eğlenirler.

Tepe Cumasına mahalli saz ve ses sanatçıları da katılır. Mahalli ses sanatçıları söylediği türkü ve şarkılarla katılan halkı coştururlar. Herkesin yakından tanıdığı ses sanatçısı Ali Ercan da Tepe Cumalarının müdavimlerindendir. Tepe Cumasına katılan Niğdeliler akşama kadar gönüllerince eğlenir ve akşama doğru evlere dönüş başlar.

Tepe Cumasından dönüş saati olan akşamüstü Derbent geçidinde ayrı bir güzellik yaşanır. Tepe Cumasına gidemeyen Kayabaşı sakinleri yolun yamacına toplanır. Tepe Cumasından dönen insanları ve yüklü at arabalarını seyrederler. Bu seyir, Tepe Cumasından dönenlere ayrı bir güzellik yaşatır (KŞ 1, KŞ 2). 

Bir Cuma daha vardır ki o da Gümüşler kasabasında Haziranın ilk Pazar günü kutlanan Kiraz Cumasıdır. Gümüşlerde kiraz bahçesi olanlar şehirdeki tanıdıklarını bahçelerine davet ederler. Bu davet kirazın bereketli olacağı inancıyladır. Misafirlere çeşitli yiyecekler ikram edildikten sonra dalından yeni koparılmış kırmızı ve beyaz kirazlar tepsilerle sunulur. Akşam saatlerine kadar yenilip içilip sohbet edildikten sonra at arabası ya da faytonlarla evlere dönülür.

Niğde’de kutlanan bu Cumalar ara ara kutlanmış, zamana bağlı olarak unutulmuştur. Bugün sadece Tepe Cuması az da olsa varlığını devam ettirmektedir. Bu tür eğlenceler Türk milletinin özünde bulunan bir olgudur. Birlik ve beraberliği sağlayan bu tür eğlencelerin yok olması toplumsal birlikteliği de ortadan kaldırmıştır. Yerini ferdiyetçi veya bireysel düşünceye bırakmıştır. Bu Niğde Cumalarının yeniden eski ihtişamlı günlerine kavuşması birlik ve beraberliğin sağlanmasında oldukça önemlidir. Niğdelilerin bu eğlenceleri yeniden canlandıracağı kanaatindeyiz. Bir olalım, iri olalım, diri olalım…

MERSİN

 

İlkbaharın bu sayılı günlerinin ardından, 6 Mayıs’ta Hıdrellez gelir. Hıdrellez, her tarafın yemyeşil otlarla kaplandığı, otlaklarda anaların ayrı, yavruların ayrı otlanabildiği bir dönemin başı sayılır. Doğrudan rızk ve bereketle ilgili bu tarih, aynı zamanda aşiret takviminde belli işlerin de başlangıç tarihidir.

Çoban bu mevsimde tutulur ve kesenesi Hıdrellez-Koç Katımı arası için tespit edilir.

Yavrular kendi başlarına otlayıp karınlarını doyurabildikleri için peynir mandıralarına da süt verimine, daha doğrusu teslimine bu tarihte başlanır. İlk teslimle birlikte sütçüden avans da alınacağı için, kışın tüccara borçlanan çiftçilerin borç ödeme tarihi de Hıdrellez olarak hesaplanır.

Kısacası Hıdrellez, köylünün bağ budama, bağ bozumu, ekin, koç katımı, döl vb. meteorolojik ve topoğrafik özelliklere göre tespit edilmiş belli günler takviminin çok önemli bir parçasıdır.

Buna ilâveten Hızır ve İlyâs’ın kişiliğinde konunun bir de inanç yönü vardır.

Taşeli yöresinde yerleşmiş ve yaygın inançlara göre Hıdrellez günü dikiş dikilmez, hamur yoğrulmaz, çamaşır yıkanmaz. Bütün bu işlerin bir gün önceden yapılmış olması gerekir. Zira Hıdrellez eğlenmeye ayrılmış bir gündür.

Hıdrellez yağmur ile karıştırılıp pişirilen sütten mayısız peynir ve yoğurt çalınabilir.

Hıdrellez günü yağmur bol ise bütün hayvanlar dışarıya salınarak bu yağmurla yıkanmaları sağlanır. Böylece bu hayvanların sütlerinin bol, yünlerinin çok olacağına inanılır.

Genç kızlar, Hıdrellez yağmurundan biriktirdikleri su ile yıkanırlar. Bu su ile yıkananların üstüne hastalık gelmeyeceği, saçlarının uzayacağı, gelin gittikleri eve bereket taşıyacaklarına inanılır.

Kayıkçılar kayıklarını Hıdrellezde suya indirirler.

Hıdrellez günü dal kırılmaz, ağaç kesilmez. Bu gelenek Tahtacılar arasında mutlaka uyulması gereken kurallar arasındadır.

Hıdırellez’ de niyet tutma, niyet kutusu kapatma, dilek dileme geleneği az da olsa yaşamaktadır.

Hızır ile İlyâs’ın senede bir gün, bir gül ağacının altında buluşmak ve oraya bırakılmış işaretlerle istenenleri yerine getirmelerine dair olan gelenek ise daha ziyade genç kızların ilgi gösterdiği bir husustur

 

 

KÜTAHYA

Halk arasında kullanılan takvime göre eskiden yıl ikiye ayrılmaktadır: 6 Mayıs'tan 8 Kasım'a kadar olan süre Hızır Günleri adıyla yaz mevsimini, 8 Kasım'dan 6 Mayıs'a kadar olan süre ise Kasım Günleri adıyla kış mevsimini oluşturmaktadır. Bu yüzden 6 Mayıs Günü kış mevsiminin bitip sıcak yaz günlerinin başladığı anlamına gelir ki, bu da kutlanıp bayram yapılacak bir olaydır.

Kütahya'da 5 Mayıs akşamı başlayan kutlamalar sırayla, dileklerin tutulması, çeşitli uygulamaların yapılması, kadınların ellerine kına yakmaları, Hıdrellez ateşinin yakılması gibidir. 5 Mayıs'ı 6 Mayıs'a bağlayan gece aileler hiç kimsenin görmeyeceği şekilde evlerinin etrafına haşhaş taneleri serper. Bu taneler sayılamayacağından o evde bereketin çok olacağına inanılır. 5 Mayıs akşamından bütün hazırlıklar yapılır, gruplar oluşturulur. Bazen de bu hazırlıklar bu hafta öncesinden başlamaktadır. O gece okur, ibadet edilir, türlü dileklerde bulunulur.

Hıdrellez gecesi gül fidanlarına, bağ dallarına dilek tutanlar elbiselerinden bir iplik veya parça bağlayarak çeşitli dileklerde bulunurlar. Bu dilekler; bir işin olması, evlenme, şifa bulma, sevdiğine kavuşma gibi dileklerdir.Ev, araba iş yeri isteyenler bunları gül fidanının altına taşlarla resmini bırakırlar. Bir kesenin içine para, diğer kesenin içine bütün yiyeceklerden aşlıklar konularak gül dalına bağlanır. Ertesi gün sabahtan alınan keseler bereket parası ve bereket kesesi diye saklanır. Evin bereketli olacağına inanılır. Hıdrellez gecesi genç kızlar kendilerine ait eşyaları su dolu bir kabın içine atarlar, kaba atılan eşyalar genelde yüzük küpe, düğme, tarak, para 'dır. Geceden gül fidanının altına bırakılan bu kap ertesi gün alınır. Küçük bir çocuğa kaptan birer birer eşyalar çektirilir. Bu arada eşyanın sahibine de maniler söylenir. Kimin eşyası çıkmazsa onun kısmeti çıkmadı diye o kızın başında eğlenir. & Mayıs sabahı erkenden kalkılıp mesire yerine gidilir. Kahvaltı orada yapılır, Eğlenceler başlar. Genellikle kadınlar erkekler, çocuklar ayrı yerlerde eğlenirler. Hıdrellez sabahı gün doğmadan doldurulan suyun şifalı olacağına inanılır. Her derde deva olsun diye yedi türlü ot yenir. Hıdrellez günü ailenin kapısına gelen hiç kimse boş çevrilmez. Gelenlerin Hızır olabileceğine inanılır. Bugün özellikle haramdan sakınılır. Hıdrellezde yapılan yemeklere daha özen gösterilir.Gözlemeler, hamursuzlar yapılır. Ateş yakılarak üzerinden atlanır, etrafında oyunlar oynanır. 
Hıdrellez ile ilgili Deyimler; 
Kul sıkışmayınca Hızır yetişmez.
İnsan bunalmayınca Hızır yetişmez.
Çuvallarını açık bırak Hızır gelecek
Hızır uğramış.
Hızır'ın eli değmiş.
Hıdrellez ile ilgili Maniler
Ambar altında pusarım
Kulaklarımı kısarım
Bugün Hıdrellez günü
Hıdrellez yapmayana küserim

Cam üstünde küpeli
Dibini süpürmeli
İki kıza bakanın
Yüzüne tükürmeli
Evlerinin önünde
Vişne yetişir vişne
Bizim eve yakışır
Kravatlı enişte
 
 KIRKLARELİ

 

Halk arasındaki inanışlar şunlardır;

-  Hıdrellez, evlerde temizlik yapılarak karşılanmalıdır.

- İneklerin sütü kesilmesin diye Hıdrelleze 7 gün kaldı mı kimseye peynir ve yoğurt mayası verilmez.

-  Evin bereketi gitmesin düşüncesiyle kimseye ekmek  mayası verilmez.

-  Hıdrellezden 1 gün önce (5 Mayıs) kırlardan 41 çeşit ot, küçük taş ve kekik otu toplanır. Bunlar su dolu bir kap içine atılır ve Hıdrellez sabahı bu suyla el, yüz yıkanır (Bunu yapmakla cildin güzelleşeceğine ve hastalıklardan arınıp, zindelik kazanılacağına inanılır).

-5 Mayıs’ta 41 çeşit ot toplanıp eve gelince evde bulunan eski asırlar ve eski eşyalardan bir kısmının yakılmasıyla bit, pire ve günahlardan arınılacağına, yakılan bu ateşin üzerinden atlamakla da yıl içinde kazanılmış olumsuz ve kötü şeylerin yok olacağına inanılmaktadır.

- Hıdrellez gecesi (5 Mayıs’ta) evin ana giriş kapısına ağaçlardan koparılan yeşil yapraklı dal konur. Özellikle kapıya asılan söğüt dalının sağlık getireceğine inanılmaktadır.

- Hıdrellez akşamı toplanan genç kızlar bir çömleğin içine kendisine ait bir eşyayı (boncuk, yüzük) atarlar. Hıdrellez sabahı tekrar toplanan genç kızlar küçük bir çocuğun gözlerini bağlayarak çömlekten boncuk ve yüzükleri tek tek çektirirler. Bu sırada mani bilen kızlar da  tek tek mani söylerler. Kimin eşyası hangi manide çömlekten çekilmiş ise o genç kız o maniyi kendine göre yorumlar.              

- Hıdrellez gecesi ısırgan otu koparılıp evin önüne konur. Isırgan otu sabaha kadar yendiyse, o kişinin seneye Hıdrelleze kadar öleceğine, yenmediyse yaşayacağına inanılır. 

- Hıdrellez akşamı ( 5 Mayıs) kadın ve kızlar ellerine kına yakarlar.

- Hıdrellez akşamı (5 Mayıs) bahçede kenar ve köşelere bakılır. Şayet bakılan yerlerde toprak parıldarsa orada hazine olacağına inanılır.

- Hıdrellez akşamı ( 5 Mayıs) ikindiden sonra bahçede bulunan gül ağacının altına insanlar isteklerinin resmini çizerler. Örneğin ev isteyen ev şekli, araba isteyen araba şekli, hayvan isteyen hayvan şekli, evlilik isteyen sevdiğini canlandıran bir resim çizer ve dilekte bulunurlar. Bunu yapmakla o yıl içerisinde isteklerinin gerçekleşeceğine inanırlar.

- Hıdrellez sabahı uykudan erkenden kalkılır.              

- Hıdrellez sabahı anne ve babalar çocuklarını uykudan erken kaldırmak için “kalkın” demezler “uçun, uçun” derler.

- Hıdrellez sabahı insanlar uykudan yeşil dallarla uyandırılır.

- Hıdrellez sabahı erkenden kalkılıp dereden 3 kez geçilir. Çim üzerindeki çiğlere el sürülüp yüzler ıslatılır.     

- Boyu çok uzun olanların başına hıdrellez sabahı çubukla vurulur (Boyun fazla uzamaması için).

- Meyve yapmayan ağaçlar Hıdrellez sabahı baltayla korkutulur (Ağaçların korkup meyve vereceğine inanılır).

- Hıdrellez sabahı hayvanlar yeşil dallarla dereye sulamaya götürülür.

- Hıdrellez günü uyku uyunmaz. Uyku uyunursa bütün yıl uyunulamayacağına ve işinin iyi gitmeyeceğine inanılır.

- Hıdrellez günü badana, temizlik yapılmaz. Kıra çalışmaya gidilmez.

- Hıdrellez günü un elenmez, çamaşır yıkanmaz.

- Hıdrellez günü dikiş dikilmez.

- Hıdrellez günü kavga edilmez. Kavga edilirse bir yıl boyunca kavgalı olacağına inanılır.

- Hıdrellez günü hamile kadınların salıncakta sallanmasına izin verilmez.

- Hıdrellez günü makas iple bağlanır, açılmaz. Makas kimseye verilmez, elle tutulmaz.

- Hayvanların sütünün çok olması için Hıdrellez günü süt pişirilmez, gece pişirilir. Sütü olmayan komşulara süt verilir, yayıkta ayran yapılıp komşulara dağıtılır.

- Hıdrellez günü ekmek yapılmaz.

- Bazı köylerde Hıdrellez sabahı silah atılır.

- Hıdrellez günü beyaz kelebek görülürse o yıl şans ve kısmetin açık olacağına inanılır.

Hıdrellez hakkında söylenen birkaç atasözü de şunlardır;

 Hıdrellezde yağan yağmurun bereketli olduğunu belirtmek için “ Hıdrellez yağmurunun damlaları altın olur” denmektedir.

Toprakla ilgili işlerin Hıdrelleze kadar yapılması gerektiği konusunda “ Hıdrelleze kadar bir tutam, Hıdrellezden sonra tutam tutam” denmektedir.

Hıdrellezden sonra yaz olacağı konusunda “ Az bilirim uz bilirim, Hıdrellezden sonra yaz bilirim denmektedir.

Kalbi temiz olan insanların zorda kaldıklarında beklemedikleri yerlerden yardım görebileceklerini belirtmek için de “ Kul sıkışmayınca Hızır yetişmez” atasözü kullanılmaktadır.

Son olarak; tüm bayramlarda olduğu gibi İlimizde Hıdrellez bayramı da İlimiz insanlarının dargınlıklarını yok edip barıştıran, bereketsizliği uzaklaştırıp, bereketli bir yaşamı isteyen olumlu ve insancıl bir insan düşüncesinin oluşmasında önemli bir faktör, yıllardan beri sürüp gelmiş yaşama bağlılığın uyanışı, doğaya açılış bayramı olarak önemli bir geleneğimizdir.

KASTAMONU-TAŞKÖPRÜ 

       Bütün Anadolu köylerinde olduğu gibi Taşköprü köylerinde köy odası bulunurdu.Bu köy odalarında misafirler,memurlar ve satıcılar ağırlanırdı.Odanın ihtiyaçları sıra ile aileler tarafından ya da ortaklaşa karşılanırdı.Organizeyi muhtar yapardı.Kutlamaların merkezi de bu odalar olurdu.

       Hıdırellez günü çocuklar bir kabın içine su doldurup suyun içine bir kurbağa koyar üzerini bir bez ile bağlarlardı.Evleri sıra ile dolaşarak fasulye, nohut, tereyağı, pirinç, bulgur toplarlardı.Sonra da bu malzemelerden köyün en güzel yemek yapan ihtiyarına pilav pişirtilip topluca yenilirdi.Bu malzemeler toplanırken hep bir ağızdan:

        “Yağ yağ yağmur

          Teknede hamur

          Ver Allah’ım ver

          Sicim gibi yağmur.”    tekerlemesi söylenirdi.

        5 Mayıs akşamı köylüler köy odasında toplanır.Hedefe bir yumurta dikilir.Gençler Tüfek ve tabancalarla nişan alır,vuran gence de bir koç veya seyis hediye edilirdi.Yine 5 Mayıs gecesi soğan yaprakları eşit olarak kesilip ikisine de ayrı ayrı birine siyah diğerine beyaz iplik bağlanır ve dilek dilenirdi.Hıdırellez günü sabah olunca bunların hangisi daha çok uzamışsa o dileğin kabul olduğuna inanılırdı.

        Gelinler akşamdan baba evine gönderilirdi. Baba evine gönderilen gelinler hep bir araya toplanıp büyük ceviz ağaçlarına zincirlerden salıncaklar kurup hep bir ağızdan türküler söylerlerdi.

        Hıdırellez günü kutlama yerine hep birlikte gidilir, çayırlıklarda güreş tutulur,kazananlar alkışlanıp ödüllendirilirdi.Ayrıca topluca yemek yenilir,topluca dua edilirdi.

        İnanışa göre Hızır ve İlyas senede bir kez buluştuğu için bunu iyi değerlendirmek gerekirmiş.Bunu değerlendirmek için bazı gelenekler ve adetler oluşmuş.Taşköprü köylerinden toparladığımız diğer bazı adet ve  gelenekleri de şöyle sıralamak mümkündür:

        O gece buğday ambarlarını ağzı,ahırların kapısı Hızır uğrasın bereketi artsın diye açık bırakılırmış.Ayrıca erkekler pantolonlarını asar evim olsun diye gül fidanı dibine evcik yaparlarmış.O gün kalbur yuvarlanırmış.Ağzı yukarı gelirse bolluk bereket kapalı gelirse kıtlık olacağına inanılırmış.Yine yılın sıcak ve sıkıntısız geçmesi için ateş yakılıp üzerinden atlanırmış.

 

Bazı Kaynak Kişilerden Hıdırellez İle İlgili Derlemeler

 

         Kadının biri o gün güneş doğmadan yayık kurmak için yani yağ yapmak için suya gitmiş.Su alacağı yer çok bulanıkmış.Su almadan geri dönmüş.Aynı sabah yine bir başka kadın güneş doğmadan oraya gitmiş.Suyun bulanık olduğunu göre göre bakracını doldurmuş.Eve gelince yayığının içine bulanık suyu koymuş.Kadın yaydıkça yağ çoğalmış, çoğalmış,çoğalmış.Meğer Hızır bu bulanık sudaymış.”

         (Kaynak Kişi: Tekeoğlu Köyünden 1912 doğumlu Huriye Küçükok. Derleyen: Mehmet TÜRKAN Taşköprü Lisesi Edebiyat Öğretmeni.)

        “Hıdırellez ateşine “Gâvur Kürkü” denir.Ateşin üzerinden atlanır.”Gâvur taş biz kuş” diye bağırılır.Ateş akşam yakılır.Sönene kadar atlanır.Hıdırellez gecesi ocakta mısır haşlanır.”Gâvurun gözü patlasın,evimize Hızır uğrasın” diye.Ambarın ağzı açık bırakılır.Yumurta soğan kabuğu ile boyanır.

         Hıdırellez sabahı niyet edilerek üç taş kaldırılır.Altından solucan çıkarsa evi olacak,böcek çıkarsa malı olacak, boş olursa bir şeyi olmayacak.

         Gül dibine sopa dikmek de evlenmeye niyet etmektir.Sopa dikildikten sonra Hıdırellez gününe kadar bir daha sopaya bakılmayacak.Bostan ekimi Hıdrellez’de yapılır bolluk olsun diye. 

        “Ben ekiyom deli deli

          Allah visin dolu dolu

          Gâvurda yesin

          Müslüman da yesin”

         Yayık kurulur.Yağ bol olsun diye de akşam iki kere  vurulur bırakılır.Sabah yayılır.Tarla kenarlarına para bırakılır bereketi bol olsun diye.”        

         “Adamın biri sulak bir arazide ekinine bakıyormuş.Gübresini koymuş, bakımını yapmış bekliyormuş.Yanına ak sakallı ihtiyâr bir dede gelmiş.Bu sene ürün nasıl olur? demiş.Adam da:”Suyunu,gübresini,her şeyini verdim nasıl olmaz?” demiş.İhtiyar da “İyi öyleyse olsun” demiş.Biraz ileride başka bir adam da kurak,taşlı topraklı,yamaç bir arazide çalışıp çabalıyormuş.Ona da “Bu sene ürün nasıl olur? demiş.O da “Allah verirse çok olur” demiş.İhtiyar da “İyi öyle olsun” demiş.Ve o sene “Nasıl olmaz” diyenin hiçbir şeyi olmamış.”Allah verirse çok olur” diyenin ürünü çok olmuş.”Meğer ihtiyar Hızır imiş.

         “Yaşlı,aksakallı,ihtiyar bir dede bir köyde çok çalışkan bir kızın kapısını çalıyor.Adres soruyor.Dokuma yapan kız “Görmüyor musun işim gücüm var seninle uğraşamam” demiş.Dede de “İşinin ekmeğini ye”  diyerek oradan ayrılmış.Aynı köyde tembel üşengeç bir kızın kapısını çalıyor.Ona da adres soruyor.O da yattığı yerden ayağı ile  “Daha orda” diyor.İhtiyar dede de ona “Erinin ekmeğini ye” diyor.Çalışan kız Ömür boyunca çalışıp kazanıp yemiş,öbür kızda ömür boyu kocasının ekmeğini yemiş.Meğer ihtiyar Hızır imiş.

(Kaynak Kişi:Çaylaklar (Sapaca) Köyünden 1927 doğumlu Satiye NURAL.

Derleyen:Mehmet TÜRKAN Taşköprü Lisesi Edebiyat Öğretmeni)
BOLU

Bolu'nun her ilçesinde piknikte salıncağa binme adeti görülür, böylece günahların atılacağına inanılır. Ortak bir diğer özellik sütü mayalamadan bırakmaktır. Hızır'ın geleceği ve süte dokunarak mayalanacağı düşünülmektedir. Seben ilçesinde mayasız süt yoğurt olursa bir sene boyunca o yoğurttan yoğurt mayalanır. Göynük'te süt yoğurt olursa bu yoğurttan birer parmak alınarak diğer yiyeceklere de sürülür. Seben de hıdrellez dini bir gün gibi nitelendirilmektedir. Temizliğe özen gösterilir. Kekik bitkisinin hıdrellezden sonraki günlerde toplanırsa şifalı olacağına inanılır. Genelde kutlamalar için suyun ve yeşilliğin bol olduğu bir yer tercih edilir. Mengen ilçesinde hıdrellezin bir gün öncesi akşam herhangi bir gül ağacının dibine küp gömülmekte ve sabah manilerle açılmaktadır. O gün hiç bir tarla, bahçe işi yapılmaz. Ev isteyenler evlerinin bahçesine ev, bebek isteyenler bezden bebek yaparlar. Ateş yakılıp üstünden atlanır.Gerede'de davul çalınarak Esentepe'ye gidilir, herkesten odun toplanıp ateş yakılır, yemekler pişirilip, hep birlikte eğlenilir. Kız çocukların saçları örülür. Genç kızlar ısırgan otu koparıp bekletirler, eğer ot solarsa sevdiklerine kavuşamayacaklarına inanırlar. Yeşil soğanlardan iki tane alıp, birine yeşil diğerine kırmızı kurdele bağlanır. Yeşil kurdele ile bağlı soğan bir, iki gün içinde uzarsa sefa sürüleceğine, kırmızı kurdeleli soğan uzarsa cefa çekileceğine inanılır. Kısmeti çıkmamış kızlar için çarşıdan hiç kullanılmamış bir kilit alınır, hıdrellez günü o kişinin başının üzerinde kilit üç defa açılıp kapatılır, üçüncüde açık bırakılır. Yedi çeşit ot veya çiçek toplanıp kaynatılır, suyu ile yıkanıldığında şifalı olacağı düşünülür. Kız çocukları ip üzerine oturtulup saçları taranır, uçları kesilerek ısırgan otu veya asma kökünün dibine gömülür. Mudurnu'da kırmızı gülün dibine kırmızı bezle bağlı para koyulur ve o para bir sene harcanmadan cepte taşınır.Göynük Gürcüler Çayırı, Bey bahçesi Hıdrellez eğlenceleri için seçilmiştir. O gün dilek dilenir sabah ezanında kağıda yazılıp akan bir suya atılır. Giderken de gelirken de kimseyle konuşulmaz, kağıt akıp giderse dileğin gerçekleşeceğine inanılmaktadır. Hıdrellez günü, yılan gelir düşüncesiyle evlere odun getirilmez. Aynı gün dikilen fasulyeler kurtlu olur. Hıdrellez çorbası olarak keşkek pişirilir. Hıdrellez günü yabancı bir insan görülürse misafir edilir. Isırgan otu kaynatılıp içilir veya yemeği yapılır. S harfi ile başlayan süt, sarımsak, soğan, simit, sucuk, salça, sütlaç, salatalık vs. yenilir. Bolu'da üç yol çatağına genç kızlar evlenmek için taş taş üstüne koyarak dilek tutarlar. Ağaç kaşıklar ateşe atılır, eğer yanmayan kaşık varsa Hızırın uğradığına işarettir. O gün ambarlar, kapılar açık bırakılır. Hıdrellez günü ikindi namazından sonra iki rekat namaz kılınıp kıbleye karşı durup niyet edilir. Sabah pencere açılıp; Sabah hayırı bizim olsun Anam babam cennetlik olsun Ya Allah ya kerim Allah Ya Allah kısmet yolla Ya Allah rızk yolla Ya Allah eletip ***ürüp Cehennemde yakma Ya Allah yüzümüzün karasına bakma diye dua edilir....

 

 

DENİZLİ, GÖLCÜK
         
Denizli İli, Çardak İlçesi’ne bağlı bir Yörük köyü olan Gölcük Köyü’nde de 6 Mayıs günü, halk takvimi açısından önemli nokta anlamına gelmektedir. Burada hıdrellez günü, günlük yaşama ilişkin tüm işlerin terk edilip, o güne özgü etkinliklerin gerçekleştirildiği önemli bir tarihtir. Hıdrellez, baharın ve yeni bir yılın başlangıcı olarak kutlanması gereken bir gün olduğu kadar, kutsallığından yararlanmak gerektiğine inanıldığından da yağmur duası yapılması gereken bir gündür aynı zamanda...
Büyük bir organizasyonla düzenlenecek Hıdrellez günü için hazırlıklar daha birkaç gün öncesinden başlamaktadır. Köy içerisinden görevlendirilen birkaç kişi tüm köyü dolaşarak erzak toplar. Burada amaç, herkesin az da olsa bir katkıda bulunması olduğundan, tüm evlerden bir şeyler toplanır. Hıdrellez töreni öncesinde yapılan bu hazırlığa “hıdrellez bahşişi” adı verilmektedir. Hıdrellez bahşişi toplama işi daha önceleri develerle yapılırken son zamanlarda bir traktör bu iş için kullanılmaktadır. Toplanan malzemenin fazlası çarşıya götürülerek satılır ve gerekli olan diğer yiyecek maddeleri satın alınır.
Gölcük Köyü’nde gerçekleştirilen hıdrellez töreni için aynı zamanda Gemiş, Çaltı, Ayvaz gibi çevre köylerden ve Çardak İlçe merkezinden misafirler köye davet edilir. Tüm davetlilerin gelmesinin ardından tören için köyün dışında yeşillik bir yere topluca çıkılır. Burası mezarlığın yakınında olan ve bir türbenin bulunduğu, daha yüksekçe bir alandır. Anadolu’da gerek hıdrellez kutlamalarının gerekse yağmur duasının yapıldığı yerler genellikle bu tür yerler olmaktadır. Bu durumun temel nedenlerinden biri de böyle yerlerde Tanrıya daha yakın olunabileceği ve duaların kabul olacağına duyulan inançtır.
Yağmur dualarının temel motiflerinden biri olan çocukların, burada da öncelikle yağmur duasında yer aldıklarını görüyoruz. Dua için orada hazır bulunan tüm çocuklar hoca önderliğinde toplanırlar ve mezarlığın etrafında yedi defa dolaşırlar. Çocukların daha istekli bir şekilde dua etmeleri için her bir sefer sonunda şeker dağıtılır. Çocuklar masum ve günahsız olarak kabul edildiğinden onların dualarının daha makbul olacağına inanılmaktadır. Benzer şekilde hayvanlara da Tanrının daha fazla acıyacağına inanılarak koyunlar ve kuzular birbirinden ayrılarak meleştirilmeye çalışılmaktadır.
O gün yapılması gereken işlerden biri de kurbanların kesilmesidir. Kurbanlar kesilip etler hazırlandıktan sonra yemeklerin pişirilmesine başlanır. Et ve pilav başta olmak üzere tüm misafirlere yetecek şekilde bol miktarda ve çok çeşitli yemekler hazırlanır. Özellikle bugün için güveç türü yemekler tercih edilir.
Esas yağmur duası öğle namazı kılındıktan sonra, yemeklerin yenmesine başlanır. Bu büyük yemek sırasında bir hiyerarşinin olduğu dikkati çekmektedir. Diğer köylerden gelen tüm misafirler yemeklerini yemeden Gölcük halkı sofraya oturmaz. Öncelikle erkek misafirler, ardından kadın ve çocuk misafirler yemeklerini bitirdikten sonra, yine aynı sıra izlenerek köyün yerlileri yemeklerini yerler. Yemeklerin artan bölümü ise özel olarak toparlanır ve köyde fakir olan kim varsa onlara götürülerek dağıtılır.
Törenin yemek bölümü tamamlandıktan sonra esas yağmur duasının yapılmasına geçilir. Duadan önce dikkat edilmesi gereken bir husus da orada birbirine dargın olan hiç kimsenin bulunmaması gerektiğidir. Aksi taktirde duanın kabul olmayacağına inanılır. Bunun için öncelikle dargın olanlar barıştırılır. Hocalardan biri yüksek sesle “birbirinize hakkınızı helal ediyor musunuz?” diye sorar ve sorusu olumlu şekilde yanıtlanır. Böylece herkes birbiriyle helalleşmiş olur.
Yağmur duası için erkekler ve hocalar mezarlık tarafına geçerler. Yağmur duasına kadınlar katılmazlar ve o sırada görünmeyecek bir yerde bulunurlar. Orada hocaların iki rekatlık nafile namazı kıldırmasının ardından yağmur duaları okunur ve toplu olarak yüksek sesle “amin” denir. Yağmur duası sırasında özellikle eski veya kötü giysilerin giyilmesine, ceketlerin ve şapkaların ters giyilmesi kuralına uymak gereklidir. Ayrıca duaya katılmış olanlar ellerini her zamankinin tersine yere bakacak şekilde tutarlar. Böylelikle Tanrının kendilerine merhamet edeceğine ve yağmuru vereceğine inılmaktadır. Büyüsel bir işlem olan ellerin yere bakacak şekilde tutulması ise yağmurun yağmasını taklit etmek anlamına gelmektedir.
Yörede uzun zamandan beri yağmurun yağmaması halinde yağmur duası dışında gerçekleştirilen başka bir uygulama daha mevcuttur. Bunun için kuru bir at kafası alınır ve üzerine dualar okunduktan sonra yakındaki kurumuş göl yatağına gömülür. Yağmurun çok fazla yağması durumunda ise bu at kafası bulunduğu yerden çıkarılır.
Gölcük’te hıdrellez törenleri uzun yıllara dayalı bir gelenek olarak halen sürdürülmektedir. Yağmur duası, Denizli’nin başka yerlerinde kararlaştırılan herhangi bir günde yapılabilirken, burada mutlaka hıdrellez gününde yapılmaktadır. Bunun bir nedeni de Hıdrellez gününe verilen önem nedeniyle bugünde yağacak yağmurun da bereket getireceğine inanılmasıdır. Yörede yağmur duasının hemen bitiminin ardından mutlaka yağmur yağdığı kaynak kişiler tarafından ifade edilmektedir. Bugünde yağan yağmur ise Hızır’ın gelişiyle aynı anlamı taşımaktadır.
Gölcük’te Hıdrellez gününe mahsus uygulamalardan biri de yağmur suyuyla yoğurdun mayalanmasıdır. Bunun için Hıdrellez günü yağmur yağdığı zaman ekinlerin üzerinden bir miktar yağmur suyu alınır ve bu su maya olarak sütün içine konur. Ayrıca bugünde mayalanan yoğurdun içine bir de gümüş para konulur. Burada yağmur suyu Hızır’ı, gümüş para ise İlyas’ı temsil etmektedir. Hızır ve İlyas’ın bir araya gün olan Hıdrellezde yoğurt içerisinde de bu durum sembolize edilmiş olur.
Yörede Hıdrellez gününün oldukça önemli ve özel bir gün olarak kabul edildiğinden daha önce bahsetmiştik. Yine bu önem nedeniyle olsa gerektir, bugüne ilişkin kimi inançların, yasakların ve bazı uygulamaların olduğunu da görüyoruz. Bunları şöyle sıralamak mümkündür:
- Hıdrellez günü hiçbir iş yapılmaz, çadır sökülmez.
- Hıdrellez günü uyunmaz, o gün uyunursa gaflet olacağına ve bütün yılın uyuyarak geçirileceğine inanılır.
- Hıdrellez günü kırda yılan görülürse o yılın bereketli, işlerin yolunda gideceğine inanılır. Oysaki kaplumbağa veya tavşan görülürse bunun olumsuz bir durum olduğu şeklinde yorumlar yapılır.
- Hıdrellez zamanında özellikle bostan ekilirse çok verimli olacağına inanılır. Ancak tam hıdrellez günü ekim yapılmaz; hıdrellezden birkaç gün önce veya sonra bağ-bahçe işleri yapılır.
- Bir yıl içerisinde koyunlar, keçiler fazla yavrulamışsa ve sağlam bir şekilde büyümüşlerse bu durum “Hızır ermiş bu sene” şeklindeki tabirle ifade edilir.
- Hıdrellez günü doğan çocuklara erkekse Hıdır veya Ellez, kızsa Elleziye ismi verilir. Bu çocukların büyüdüklerinde çok çalışkan kişiler olacağına inanılır.

Gölcük Köyü’ndeki hıdrellez töreninin, içerisinde bulundurduğu ögelere bakılarak değerlendirildiğinde oldukça zengin bir görünüme sahip olduğu görülmektedir. Bugünün tarihi hem baharın gelişini ve hem de yeni bir yılın başlangıcını göstermektedir. Bu nedenle Hıdrellez gününe ilişkin kalıp davranışlar toplumsal hafızada taşınarak günümüze kadar ulaştırılmıştır. Hıdrellez gününün bereket getireceğine duyulan inançla yağmur duasının yapılması da, bugüne ilişkin beklentileri dile getirir gibidir.

 

 
  Bugün 1 ziyaretçi (38 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=