Istanbul Efendisi Ardiyesi
  ÇENGİ, KÖÇEK VE DANSÖZLER
 

 Her ne kadar Çengi, Afet'in lakabı olup asıl mesleği esircilik olsa da,  çengi kollarının aynı zamanda kızların erkek rollerini de canlandırdığı şarkılı, rakslı oyunlar sergileyen topluluklar oluşu  sahnelemede kurulması planlanan yapıya ait  unsurları destekler niteliktedir 

  ÇENGİ, KÖÇEK VE DANSÖZLER

30/06/2002 RADİKAL GAZETESİ


Şimdi 'oryantal' ya da 'dansöz' dediğimiz çengiler asırlarca Türk eğlence hayatının odağı oldu. Osmanlı'da çengilerin sadece erkek meraklıları değil, kendi cinslerinden 'hastaları' dahi vardı

 

AVNİ ÖZGÜREL

Günümüzde başını Asena'nın çektiği dansözler, içlerinden bir kaçına yönelik medyatik ilgi dışında sıradan alaturka eğlencenin tali unsurları. Oysa bir asır öncesine kadar aynı sanatı yapan erkek 'köçekler'le birlikte çengiler baş tacıydı.
Ne zaman ve nasıl doğdu, Anadolu'ya ne zaman geldi bilen yok. Muhtemelen Arap Fars kültürüne mahsus rakkaseler Selçuklu ve Osmanlı'da önce saray çevrelerine sonra da konak sahiplerine ilham verdi..
Osmanlı'da çengi ve köçeklerin belediyeden izinli teşkilatı vardı. Kol denilen her gruba bir kolbaşı reislik yapar, yardımcısıyla birlikte 12 dansçıyı idare ederdi. Bunların dışında her kolda 'sıracı' denilen dört kişilik saz heyeti bulunurdu.
Kolbaşı doğal olarak grubun patronu, devlet karşısında muhatabı, menajeriydi. Evi 'meşkhane' diye anılır, burada grubun dansçıları çalıştıkları gibi çengi olmak isteyenler de kurs görürlerdi.
Sadece düğün, kına gecesi vesilesiyle değil, özel bir eğlence düzenlemek isteyen herkes kolbaşının evine gider, pazarlık yapar anlaşma olduğu takdirde kararlaştırılan gün grup eve gelirdi. Kolbaşı ve yardımcısının önderliğinde göz alıcı renkte kıyafetlerle evden çıkan kızların sokaklardan geçişlerinin
'hadise' olduğunu dönemin bütün kalem erbabı yazıyor. Hademeler ve hizmetçilerle 20 kişiyi bulan grubun allı morlu feraceler içinde ellerinde yelpazelerle mahalleye kırıtarak girmesiyle neler yaşanacağını düşünebilirsiniz... Sokaklara sıra halinde dizilmiş delikanlıların hayranlık dolu bakışları altında kâh onlarla işaretleşerek, kâh göz kırparak yürüyen kızların davet edildikleri eve ulaşana kadar ortalığı biribirine kattıklarını tahmin etmek zor olmasa gerek..

Kadın meraklılar
Çengiler eve geldiklerinde kimseye görünmeden doğruca kendilerine tahsis edilen odaya girerlerdi. Onların burada soyunup dans kıyafetlerini giymeleri, makyaj yapmaları ayrı bir hadiseydi kuşkusuz. Çengilerin aralarında gülüşüp cilveleştiklerini işiten ev sahipleri bu kışkırtma dolayısıyla bir vesileyle onları görmeye çabalarlar, kâh kapı arasından kâh kolbaşının yardımcısına bahşiş vererek perde gerisinden kızları seyrederlerdi.
Çengilerin dans kıyafetleri rengarenkti. Bunlar saçlarını uzatıp dans sırasında salarlar; tül gömleklerini de gögüs uçları belli olacak kadar açıp yelekle sözüm ona örtmeye çalışırlardı.. Refik Ahmet Sevengil tennure tarzı eteklerin dans ederken baldır hizasına kadar havalandığını, mekân darsa kızların eteklerini kendilerinin kaldırdıklarını yazıyor. Kolbaşı ve yardımcısının dansa katılmayıp bir köşede raksı idare ettiğini, onların mola için işaret vermeleriyle kızlara ev sahibinin ikramda bulunmasının âdet olduğunu da.. Oyun sırasında dansözlere para yapıştırmak da yokmuş eski devirde. Bahşişlerin istirahat anlarında iltifatla birlikte verilmesinin usulden olduğu kaydediliyor. Programın son dansı 'tavşan' diye isimlendirilmiş. Kızların bu oyuna köçek ve 'tavşan oğlanı' kıyafetiyle çıktıkları biliniyor. 'Tavşan oğlanı' vücutlarına yapışan dar siyah çuha elbiseyle dans eden adalı Rum köçeklere verilen isimdi. Çengi eğlencesinin finali fasılla. Kızların hanendelik yaptığı fasla ev sahibi ve misafirlerinin de katıldığını söylemeye gerek yok.

Paşa konağında muhabbet
Dönemin kayıtlarında 'müteşabihül cins aşkı' olarak tanımlanan lezbiyen ilişkiye açık kızlar olarak anılıyor çengi kızlar. Özellikle kolbaşıların bu hallerini saklamaya
ihtiyaç duymadıkları ve bir işaret olarak
boyunlarına kenarları 'ciğerdeldi' ya da 'ah.. ah' diye isimlendirilen motiflerle işli tülbent bağladıkları biliniyor. Köçeklerin nasıl erkekler arasında tutkunları
varsa çengilerin de kadınlar arasında müptelalarının olduğu, bunların dans dışında da sevdikleri kızı konaklarında ağırladıkları vs.
'Tarihi Lütfi'de bir çengi kız yüzünden Babıâli'de az çalkantı yaşanmadığına ilişkin kayıt var. Lütfi, Sadaret Kaymakamı Osman Paşa'nın karısının bir çengi kızı sürekli konağına getirtip onun dansını seyrederek eğlendiğini ve paşanın bu duruma engel olmaması üzerine semt sakinlerinin saraya şikâyet dilekçesi verdiklerini kaydediyor. Daha da ilginci bu şikâyetten haberdar olmasına rağmen hanımefendinin tavrını değiştirmediği, sonunda Sadrazam'ın uyarısına muhatap olan Osman Paşa'nın tayinini istediği kaydediliyor. Paşa Limni Adası'na gönderilirken karısını Bursa'ya naklettirmiş. Tabii sevgili çengisi de beraberinde olarak!..

Köçeklik yasak
Çengi faaliyeti 1857'de çıkarılan 'Köçekliğin
ilgasına dair kanun' kapsamına alınmadı. Ancak Batı tarzı eğlencenin moda olmaya başladığı, varyete kızlarının revaç bulduğu yeni dönemde çengi kolları varlıklarını koruyamayıp dağıldı. Ancak yine de çengi adı günümüze kadar 'Çengane Çingane' deyimiyle Sulukule'de varlığını sürdürdü. Divan Edebiyatı'nda 'çenginame' diye bir türün doğmasına kaynak olmuş sanat yasaklanmış olmasına rağmen abdallarla ayakta kalan köçekler üzerine sürdü. Yorgi adında bir Rum delikanlısının 'Büyük Afet', Kaspar adında bir Hırvat gencinin 'Küçük Afet' diye anıldığı, uğurlarına cinayetlerin işlendiği bir başka âlemdi köçek dünyası..

 
  Bugün 1 ziyaretçi (17 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=